26 Temmuz 2010 Pazartesi

Aylak Adam

İnsanlar ne der
çalışmasam,
sabahları geç kalksam
gezsem, tozsam
hava kararırken içsem
neşelensem sebepsiz
tuttuğum balıklara naz yapsam
una bulasam bu sefer.

Gelen geçen kıza laf atsam
merdiven altında beklesem
izlesem çarşıya inen bacakları
öptüğüm dudaklara naz yapsam
dostlarla içsem bu sefer.

İnsanlar ne der
aman be!
rakı bu sefer.

Ben ve O

Aşkım omuzuma yatmış
Sol eli vücudumda
Sağ eli kayıplarda.
Rüzgar artacak
Daha da yakınlaşacak
Daha çok şaşıracağım
Cinsiyetin yok olduğu anda
Ben, onu düşüneceğim
O, beni
Ben o,
O ben.

1 Temmuz 2010 Perşembe

Kahraman

Bilgisayar oyunlarındaki sonsuz yaşamı kim dilemez. Yeniden başlayabilmek. Ucuz kahramanlık. Her şeyi filmlerden öğrendik. Kahraman ölmez. Ölürse film biter. Peki ben? Kahraman olmak isteyen ben. Gidersem ne olcak, tebrikleri kabul etmeden bu dünyanın?

Kaş’ta tatildeyim. Hafif bir Cesaria Evora çalıyor. Cabernet Sauvignon ve uçkurlarımda bir kıpırdanma, yavaş yavaş hava kararıyor. Her şeyin daha güzel olduğu filtrelenmiş dünya. Havaya giriyorum. Bir kadeh daha.

Oturduğum terastan merkeze akanları izliyorum. Kadınların hepsini istiyorum. Ben kahramanım. Tüm Kaş bir yerde toplansa, hepsiyle güler dans ederim. Öylesine coşkuluyum. Bu ne enerji.

İki çıtır geçiyor kıkırdıyarak. ‘Hey!’ diyorum, ‘Buraya gelin’ elimde şarap şişesi. Bakıyorlar önce. Kafalarını öne eğerek daha da neşeli hızlanıyorlar. Utanmıyorlar, istiyorlar aslında ama çok zor yeni insanlarla tanışmak. Çünkü gerçek değil hiçbiri. Bilseler bende ne numaralar var. Ama bilemezler, korkarlar, ne yapsınlar. Öyle öğretilmiş. Benim de niyetim pek iyi değil hani.

Müziğin sesini daha da açtım. Baktım dans ediyorum. İyi ki öğrenmişim dans etmeyi. Yalnız dans eden insanları gizlice izleyin. Bambaşka şeyler göreceksiniz. Hiçbir şeye ihtiyacı yoktur onların.

Kaliteli şarap, balık, müzik, insanlar. Turistlerin hepsi kendinden emin. Bir çift alış veriş yapıyor dışarıda onca şarap varken. Dedim ya hepsi kendinden emin ‘De git sarhoş ol’ diye bağırıyorum içimden. Keşke hepsi aynı anda sarhoş olsa, ve dans...

Bir kedi geçti dar sokaktan enine, ünlü Kaş kedileri. Kaptı hemen balığı, ‘Ulen dedim, sen misin bu alemin fırsatçısı?’ Bilgisayar oyunu gibi dokuz canlı. O mu kahraman yoksa ben mi? Kızlardan biri, daracık etekli, aldı kucağına bir güzel sevdi. ‘Hop’ dedim yüksekten ‘Şarap, müzik benden, balık kediden.’ Anlamadı tabi. Bilse ben de ne numaralar var.

Müzik, şarap, dans. İlla kadın mı olması lazım? Aşağıda ne var? Hiç biri. Belki yanından geçerken bir kadın bakar göz ucuyla. Ama kediye baktığı gibi bile değil. Ah insanlar, her gün bir gün. Her gün bir hikaye ve gençlik ne kadar kısa. Ne işe yarar ellisinden sonra. Ah kızlar, gençlik ne kadar uzun sana, hiç bitmeyecek gibi. Ama dersin sonra, o terasta ...