16 Şubat 2010 Salı

Kaçış

Kendi hayatları üzerine düşünen kaç kişi kaldı? Evet, belki düşündüğünüzü sanıyorsunuz ama yok! Eve gelip televizyona takılıp, içki içip, uyuşturucu kullanıp sızana kadar yoruyoruz kendimizi.

Peki sorunlar ne oluyor? Veya yön vermeye çalıştığımız hayatımız hakkındaki düşünceler? Film ve dizilerdekiler mi karar veriyorlar? Aslında evet, kolaya kaçıp onlar gibi davranmaya çalışıyoruz. Elimizdekileri kaybettiğimizde bile üzülmüyoruz. Çünkü dizilerde bizden kötü durumda olan karakterler her zaman bulabilir ve kendinizi mutlu hissedebilirsiniz.

Günümüzde, sevmediği işten geldikten sonra zamanını dizi, maç seyredip, iddia kuponu yapıp hayatından memnun olarak yaşayan birçok insan tanımıyor musunuz? Veya siz öyle değil misiniz?O zaman işte, birşeylerden kaçılıyor demektir.

En büyük sorun da insanın kendinden kaçmasıdır bence.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Yaşamak Yeterince Zor, Ölmekse Büyük İş.


Bugün annemin doğum günü...

Karşısına geçip “Yaşamak yeterince zor, ölmekse büyük iş." desem acaba tepkisi ne olurdu?

Uzakta olan sevgili kızı için kafasında onlarca hikaye türetmeye vakit kaybetmeden başlayabilirdi. Ya da göz yaşlarına boğulup, saatlerce hıçkıra hıçkıra ağlayabilirdi. Zaten evladı için herşeyi göze alabilecek annelere bu tip şeyler söylenmez. Her an sizin için endişelenmeye, tasalanmaya programlı annelere bu tarz laflar etmek, deli cesareti ister. Bu yüzden ben de söylemedim.

Son zamanlarda;

Ne kadar çok iki yüzlü insanla karşılaştığımdan

Bazen çalışmanın ne kadar zor geldiğinden

Nefret’in bizim içimizde büyüyüp taşan, zaman zaman sinen bir çocuk olduğundan, ama hep var olduğundan da bahsetmedim.

Bırakın “anne” yi doğum günü olan birisine gerçeklerden bahsetmeyiz.

Bu yüzden de sıkıcı ve klişe olur tüm doğum günü kutlamaları...

8 Şubat 2010 Pazartesi

Futbolcu Olmak

Futbol fanatikleri bilirler, kaçan pozisyonlarda, yapılan pas hatalarında futbolculara yapılan ağır hakeretleri... Bütün bunların sebebi, aslında taraftarların futbolcuların yerinde olmak istemeleridir. Kıskanırlar onları, canlarını verirler o yeşil sahada top koşturmak için. Kendileri için böylesine büyük bir hayali ellerinde bulunduran futbolcuların yaptıkları basit hatalar bile bizler için nefret sebebi oluyor.

5 Şubat 2010 Cuma

Tazelik

Genç birisiyle karşılaşırız, heyecanlıdır, beceriklidir, yeteneklidir ama hata yapar. Başarılı olmasını ister gibi davranırız ama aslında zorlanmasını isteriz hayatta. Burnu sürtsün, bizim geçtiğimiz yollardan geçsin aynı acıları çeksin...

Karate filmlerindeki bilge hocalar gibi yaklaşırız onlara ki, bu pasparlak gençler hemen bilginin tepesine inmek istemektedirler, hedefi bilirler onlar. Tek eksikleri tecrübedir ve o da öğretilmez.

Canlılar gelişim için ölürler. Daha iyilerine yer açmak için.

4 Şubat 2010 Perşembe

Başlarken

Evet, Bandini kendini bilmese de arayan biriydi. Bunu becermenin en iyi yolunun samimiyetten geçtiğini John Fante, Arturo üzerinden göstermişti.

"Elveda Bandini" kendini tanımak üzere yola çıkmışların hatalarla dolu günlerinden bahsedecek. Bunların kim olduğu önemli değil. Önemli olan çabalamaları ve işin güzel tarafı, çoğunun çabaladıklarının bile farkında olmaması.

Nefret ve Kıskançlık, bu devinimlerin en belirgin özellikleri. Bizim de yol göstericimiz olacaklar...