Peki kimim ben? Bankta oturan yaşlı kadın mı? Parktaki kuşları kovalayan küçük kız belkide. Yok, olmaz o çok ufak. Peki ya annesi olabilir miyim? Oldukça seksi, dolgun kalçası, son zamanların modası olan tayt üzeri uzun deri çizme giymiş. Dudakları kalın, gözleri ela, saçları düz, uzun. Gerçek bir esmer güzeli. Bu kadar beğendiğime göre, parkın diğer yanında, kuşların demin ki ufak kızdan kaçıp su içmeye geldikleri dandik süs havuzunun önündeki uzun boylu adam olabilir miyim? Kısa duvara yaslanmış, geleceğini baştan yaratan bu ufak kızı bakıyor. Havalanan kuşların ardından kız, uzun boylu adamın önünde durup ‘Baba, niye yakalamadın kuşları?’ diye soruyor. Babası eğilip kızını yakaladığı gibi göklere çıkarıyor. En tepede ‘Yakaladım işte!’ diyerek güldürüyor kızını. Hafif bir tebessüm beliriyor dudaklarımda. Kıskanıyorum bu uzun boyluyu. Ama kız değil, annesi yüzünden. Öfke değil hissettiklerim, daha çok eziklik. Bir insanın gönlüne girememeyi nasıl kaldırabilirim ki? Gerçek başarısızlıktır bir kadını elde edememek. Seni, sen olduğun için terk eder ve yetmezmiş gibi ...
Soğuk bir pazar sabahı, kahvaltılık almak için parkın yanından geçen ben, bu görüntü karşısında, arkasına saklanarak izlediğim koca çınar ağacı olmak isterdim. Kütük gibi kış uykusuna yatan ve bahar da yeniden uyanan tabiatın ta kendisi.
Kuş sesleri beynimde, kafam güzel. Masum bir kahvaltılık değil benimkisi. Hiç bir zaman da masum olmadı. Ezikliğime zayıflığı da ekleyip altın bir vuruş yapma zamanı. Daha derin ve daha güzel düşlere doğru. Krallığıma doğru.
Soğuk bir pazar sabahı, kahvaltılık almak için parkın yanından geçen ben, bu görüntü karşısında, arkasına saklanarak izlediğim koca çınar ağacı olmak isterdim. Kütük gibi kış uykusuna yatan ve bahar da yeniden uyanan tabiatın ta kendisi.
Kuş sesleri beynimde, kafam güzel. Masum bir kahvaltılık değil benimkisi. Hiç bir zaman da masum olmadı. Ezikliğime zayıflığı da ekleyip altın bir vuruş yapma zamanı. Daha derin ve daha güzel düşlere doğru. Krallığıma doğru.