31 Mart 2010 Çarşamba

İncedir Gitarımın Telleri

Para ilişkisinin hassaslığı çok acaip. İnsanlar arasında gerili duran teller gibi. Güzel güzel tıngırdarsa, gittikçe güçlenen gülümselerle dolu, en güzel şarkı sözü gibi gelen cıvıldaşmaları taşıyan ses dalgaları bedenler arasında dolaşır durur.

Ancak, tellere sert vurdunuz mu, o zamana kadar bestelenmiş tüm şarkılar yerini acemi kemancının çıkarttığı gıyaklamara dönüşür, tellerin ucundaki diğer kişiler için yepyeni bir acemiye dönüşürsünüz. Frekanslar değişir, hatta sizden kaçmak isteyenler, kopartırlar zamanında senfoniler yazan o telleri.

O yüzden dikkatli çalmalı o telleri, yeteneğinizi biraz da kendinize saklamalı.

29 Mart 2010 Pazartesi

Şakacı Beyin

Beynim dün gece bana ne oyunlar oynadı. Gerçekler hakikaten yer değişti. Yan odada babam ve annemin yattığını hissettim. Sabah kalktığımda anneme güzel şeyler söylemek için kendime telkinde bulundum. Gereksiz bir eşyanın taksidine girdiğim için kendime kızdım. Halbuki öncelik fotoğraf makinesiydi. Bunun gibi birçok şey. Üstelik birinin olmadığını anlayıp, tekrar dalıp daha imkansız oyunların beynimi kaplamasına izin veriyordum.

Evet beyin oyuncu, ve gözünüzü kapattığınızda gerçekleri tepetaklak edebilir. Ya da şöyle söyliyelim, gerçek dediğimiz şey beynimizin bize fısıldadıkları.

Dikkatli olmak lazım, çünkü bu yazıyı okuyacak kadar bilinçli bir düzeydeyken bile beyniniz size oyunlar oynuyor olabilir. Bazen birisini anarsınız ve iki dakika sonra o kişi karşınıza çıkar. Ya da sakındığınız şey, çok düşük ihtimal de olsa başınıza gelir hemen...

26 Mart 2010 Cuma

Su

Yeryüzünün ve dolayısıyla canlıların % 75 ini kaplayan suyun, güneş sisteminin çook uzaklarındaki buzdan meteorların dünyaya çarpmasıyla gelmesi bende ufak bir sarsıntı etkisi yarattı.

Düşüncelerimde pek bir değişiklik oluşmasa da, nasıl birer mucizenin içinde bulunduğumuzu daha iyi anladım. Burada evren, kozmoz gibi geyiklerden bahsetmek istemiyorum ama, bu su mevzusunu öğrendikten sonra ben de biraz sıvılaşmaya başladım. Hatlarım yumuşadı, aralardan sızmaya başladım. Doğaya olan bakışım değişti. Artık medeniyete de doğa gözüyle bakıyorum.

25 Mart 2010 Perşembe

Kırık Kafalar

Ne hissedebiliyorum, ne görüyorum, ne de duyuyorum. Yorgun olmadığımı biliyorum ama hareket edecek durumda bile değilim. Değişik, alışılmadık fiziki bir zorlama içinde bulunduğumun farkındayım ama öylesine bir boşvermişlik var ki, endişe bile etmiyorum. Aslında huzurlu bile sayılabilirim. Derdim tasam yok, hiç bir şey yok. Havanın tadını bile alamıyorum. Nefes alıp almadığımı bilmiyorum. Yavaş yavaş kim olduğumu unuttuğumu farkediyorum. Belki de, artık insan bile değilim.

24 Mart 2010 Çarşamba

Mart Sıkıntısı

İş hayatında çalışmanın zorlukları, yeni yeni projelerin tatlı sıcak heveslerinin yanında gün içinde yapılan bir sürü ıvır zıvırlar. Üzerine gelen personeller, taşeronlar, ödemeler, ödememeler, avukatlar, doktorlar, müşteriler, sonuçta neden?

Büyüme sancıları, kurumsallaşma aşamaları, kontrolden kaçan imalatlar, yetiştirememeler, sıkıntılar, borçlar alacaklar, uyuyamamalar, uyanmalar, dolandırıcılar...

İş dediğimiz nedir? Öncelikle bunun tanımını yapmalıyız...

1 Mart 2010 Pazartesi

Kıskançlar

Sizi gidi anlamsız yaşam mağdurları,
Eylemsizliğin en bilge korkakları,
Engellerin baş döndürücü fetişleri,
İnançsızlığın tıkış tıkış, açık pazarında
Ellerinizle seçmek istersiniz kaderinizi, sonra
Verilen pakete asla bakmadan eve gidersiniz.