21 Eylül 2010 Salı

Avcı

Nisan sonlarında ya da sonbahar başıydı. Yaprakların yeni yeni sararıp döküldüğü veya tomurcuklanıp yeşillendiği dönemde, kaslarımda tatlı bir yorgunluk. İşe yaramışlık hissini tüm vücuduma yayan huzur. Sağ bileğimdeki ağrı, işe yaramışlığın ötesinde kahramanlık aşılıyor. Eve gidince bileğini bandajlayacağı için çok mutluydum. Sağ omuzumda hiç geçmeyen bir ağrı daha var. Yan pozisyonda uyumaktan ve otobüslerdeki klima şımarıklığından dolayı kronikleşen bir ağrı. Çok rahatsız olduğumda germe hareketlerinden çıkan çatırtılar tek artısı. Sıcak suyu uzun uzun tuttuğumda, gevşediği hissetsem de çok kısadır kendisi.

Son otobüsten inip te evime doğru giden kaldırıma geçerken hoş bir kadın geçti yanımdan. Baştan aşağı kalite. Hoş kokular salan afrodizyak yabani bitki gibiydi. Dalgalı uzun saçlarının ucundaki sersemletici oklarıyla paralı erkeklerden beslenen yalancı kariyer kadınıydı. Lüks bir restoranda, güzel bir yemek sonrası göz göze bakışların en yakın yatağa çektiği anları akla getirirdi her seferinde.

Eve yaklaştıkça karımın parfümünün bittiği ve çizmelerinin eskidiği aklıma geldi. Ayrıca işe giyecek yeterli kıyafeti yoktu. Yeni bir yemek masası almaları gerekiyordu ve mutfak dolapları asla yetmeyecekti. Aidat gecikmişti yine ve buzdolabı bomboştu. Daha ayın onbeşiydi ve tatile çıkmak icap ediyordu.

Koltuğuma uzanıp, sıcak duş sonrası bandajlı bacağımla baş başa kalmak istiyordum. Ama sorunlardan kaçamazdım. Önce nazikçe, belki biraz sevgi dolu temaslarla dile gelecekti eksikler. Çok ilgili görünecektim başta, ama giderek televizyona kilitlenecektim ve yavaş yavaş sonu gelemeyen tartışmalara dönüşecekti durum.

Duştan sonra slip don ve bacağımda sarılı büyük ve eski bir bandajla aynanın önüne geçtim. Formdaydım. Yaralı bir avcı gibiydim. Ağrıyan yerlerimi bir kez daha beynimden geçirdim. Bereketli bir av dönüşü, yaralarımı saran kadınıma ganimetleri bırakıp kabiledeki diğer erkeklerle kutlamaya katılacaktım. Ağaç kavuklarından gelen tek düze tınılar eşliğinde yatak odasından çıktım. Salona kadar yürüyecektim. İnsanlık adına büyük bir yürüyüş.

Hiç yorum yok: